iNSOMNiA
“Bir Alex değil” sözünün “Bir Klaus değil” olarak değiştirilmesini talep ediyorum.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.
Saygılarımla :)
Bu, elli katlı bir binadan düşen adamın hikayesi:
Adam kendini rahatlatmak için,her katta sürekli şöyle diyor:
“Buraya kadar her şey yolunda. Buraya kadar her şey yolunda. Buraya kadar her şey yolunda…”
Ama önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır.
<La Haine>
O hiç sevmediğim “ben” geri geldi bu sabah nasıl melankolik nasıl arabesk anlatamam. Hani dokunsalar ağlayacak gibi ya da dokunmadıkları için bilemiyorum… Sabah sabah Sema’nın sesinden dinlediğim tangolarla daha da bir içleniyorum sanki.. Saat uygun olsa patlat yanına bi Efe yaş üzüm rakısı arka fonda deniz sesi.. Seyre daldığımsa iyot kokusunun anasonla yaptığı rita tango..
Özledim.
Müzik mi sarhoş eden yoksa rakı mı kısır döngüsüne sıkışıp kalmak gibi yaşananlar. Bazen “hayat güzel, öpüjem!” bazen de “n’olcak abi benim bu halim?” iki uç noktasında seyrediyor herşey. Ama bu sabah o herzaman sarhoş eden koku, kendisinden kaçarken sığındığım; konforlu, güvenilir ama bir o kadar da karanlık bir köşede uyuya kalan beni, kocaman şehvetli bir öpücükle uyandırdı… Bu yere çarpış anımıdır yoksa zemine gitgide yaklaştığımın kanıtı mı bilemedim.
Etrafımı koskocaman bir boşluk sardı, hazırlıksız yakaladı, beni girdabına aldı… döndüüm döndüüm savruldum en sonunda da midem bulandı… Kustum! Bu kadardı işte herşey; birkaç hayal kırıntısı, birkaç içki şişesi elimizde bunlar var mutlu olmaya yetmez mi?
Bu kadardı, bunlardan ibaretti. Ekşi ve tuzlu… Ama bir o kadarda sarhoş edici… Sürekli bu kafada kalmak için neler vermezdim oysa ki… Ama aydım. Bu sabah itibariyle ayıldım! Elimde kalan tek şey lanet bi baş ağrısı..
P.s: Ben sarhoş değilim, sen de öl!
Alican Yücesoy’un bu fotoğrafı içimdeki kekoyu ortaya çıkartıyor. Peşlemek, laf atmak hatta mümkünse tenha bir sokakta kendisini sıkıştırmak istiyorum! :))


